10 Eylül 2009 Perşembe
İnsan Neyle Yaşar
Brecht’ in bu şiiri ve sanatın toplumdaki yeri hakkındaki fikirleri, serginin çıkış noktası olacak.
Peki, insan neyle yaşar..?
Hava ve suyla yaşar
Yemeksiz en fazla 18 gün yaşar
Umutla yaşar
Ümitsizliğiyle yaşar
Hayal kırıklıklarıyla yaşar
Bencilce yaşar (ya da)
Sorumluklarını bilerek yaşar
İsteklerini gerçekleştirmek için yaşar
Sağlıklıysa uzun yaşar
Parası varsa krallar gibi yaşar
Bir gün tek başına kalacağını bilerek yaşar
Tek başına öleceğini bilerek yaşar
Mutlu olmak için yaşar
Kendi mutluluğunu kendi yaratması gerektiğini bilerek yaşar
Dost ve düşman edinerek yaşar
Dostlarının darbelerine rağmen yaşar
Hayatı boyunca ortalama iki yılını telefonda konuşarak harcayarak yaşar
Pazartesi gününden Cuma gününü 4 gözle bekleyerek yaşar
Ne zaman ve nasıl öleceğini bilmeden yaşar
Ölümden sonra ne olacağını bilmeden yaşar
Beyninin ancak %10'unu kullanarak yaşar
Ortalama 20 yılını uykuda geçirerek yaşar
En az bir dil öğrenerek yaşar (işaret dili bile olsa)
Yoktan var olduğunu kabul ederek ama (belki de) bir varlığa inanmayarak yaşar
Kardeşimin dediği gibi; bir gün öleceğini bilerek yaşamadığı kesin...
08 Eylül 2009 Salı
Best of Summer 2009
Offf, nassı yaaa..? 2007 Ekim'den beri şefkat göstermemişim bloguma... Sık sık görüntülememe rağmen yeni bir şeyler eklemek için nedense hiç çaba sarf etmemiş ve zaman ayırmamışım...
Peki, madem feysbuk vasıtasiyle arkadaşlarımı davet ettim, o zaman hareketlenme vakti gelmedi mi Dudu hanım..?
Pekiiiii, ne yazsam acaba..? Şöyle bi "best of summer 2009" mı yapsam..?
I was there - where..?
One Love Festival 2009 @ Santralistanbul, 21 Haziran pazar günü
http://www.efesonelovefestival.com/
Portecho'nun performansı süperdi. Çoook eğlendim. Festivale özellikle Royksopp için gitmiştim ama sanırım dikkattimi en az onlara verebildim. =)
Placebo @ Turkcell Kuruçeşme Arena, 24 Haziran 2009
http://www.biletix.com/event.htm?id=KLPL1&pr=BK
“What about Placebo..?”
Balkan Soundz Festival @ Maçka Küçükçiftlik Parkı, 28 Haziran pazar http://www.biletix.com/event.htm?id=KLBLK
İnsan hiç mi yerinde durmaz yahu...Bi dakka bile mi..? Nein...
Rock'n Coke 2009 @ İstanbul Park, 18-19 Temmmuz
http://www.rockncoke.com/
İlk gün:
Organize olduk… Minibüs ayarlandı… Teker döner saat kararlaştırıldı… Yol ve sonrası için alkol stoku yapıldı… Viner Tara’nın yol şarkıları eşliğinde güle eğlene festival alanı diye tabir ettiğimiz mekâna (söz Viner Tara’ya ait) vardık… İlkay abi, pardon „kaptan“, yolda alkol almamıza çok kızdı… Otopark’a varıp arkadaşlarımızla buluştuk… evde hazırladığım nane-limonata-votka karışımı saniyede tükendi… vokta-fındık da öööle… daha festival alanı diye tabir ettiğimiz mekana varmadan sarhoş olduk…sonrası...? ha-tır-la-mı-yo-rum… Gerçekten… yaklaşık bi 5 saatim kayıp… Uyanıp (neee, uyumuş muyum..?) festival alanına girdiğimde hemen karnımı doyurdum ve sadece Prodigy’yi izleyebildim.
2. gün:
Teker döner saat kararlaştırıldı… Yol ve sonrası için alkol stoku yapıldı… Viner Tara’nın yol şarkıları eşliğinde güle eğlene festival alanı diye tabir ettiğimiz mekâna vardık… İlkay abi, pardon „kaptan“, yolda alkol almamıza çok kızdı… Otopark alanına varıp yine yanımızda getirdiğimiz içkileri tüketmeye başladık… Daha makul bir alkol seviyesiyle festival alanına giriş yaptık… Eeeen çooook Razorlight performansıyla eğlendim… Kaiser Chiefs de pek eğlenceliydi… Sahne önü biletlerimizle “dadından yenmez” bir performansa şahit olduk… İstanbul’un puslu vadisinde yolumuzu kaybetmeden eve vardık… İlkay kaptan da Allahtan bizi yannış yönlendirmedi… =)
Sun.Day.Sky @ Santralistanbul, 1-2 Ağustos
http://www.sundaysky.net/
Açıkhava’da gerçekleşen ücretsiz şehir festivali…
Fatboyslim @ Turkcell Kuruçeşme Arena, 1 Ağustos 2009 Cumartesi
http://www.biletix.com/event.htm?id=KLFS1&pr=BK
… We've come a long long way together…
Başka…başka…
4-19 Nisan 2009 tarihlerinde gerçekleşene 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali'ne katıldım.
Efe Yas Uzum İle Yemekli Fasıl / Sulukule Roman Orkestrası @ Bablon, 28 Nisan 2009 Salı
Oi Va Voi @ Babylon, 21 Mayıs 2009 Perşembe
Bülent Ortaçgil @ Jazz Stop
haziran'da 1 hafta Manchester, Ağustos’ta 1 hafta Fethiye & 1 hafta Çeşme…
Çeşme’deyken: Bora Uzer @ Babylon Alaçatı, İmam Baildi @ Babylon Alaçatı...4-6 Eylül arası 2 günlük Bordum kaçamağı...
Ramazan bayramını bahane ederek 18-22 eylül tarihleri arasında Ölüdeniz ve Kabak koyu'ndaydım...
Selin's kitchen Studio’da “Masum Tatlılar” ve “Ev yapımı ekmekler” ile mutfaktaki marifetlerimi geliştirmece… =) Sırada "cheesecake" ve "ehlikeyf" var...
http://www.selinskitchenstudio.com/
Sevindim:
Oi Va Voi’un yeni albümüne…
Beyoğlu’nda daha çok vakit geçirebilmeme...
İdeal kiloma kavuşmama...
Hayatıma giren ve beni iyi hissettiren bir sürü yeni arkadaşıma...
Yıllar sonra tekrar karşılaşma fırsatı bulduğum eski arkadaşlarıma...
Haziran-Temmuz-Ağustos aylarının umduğumdan da hareketli geçmesine...
Asmalımescit’te bira içmeye...
Ucundan da olsa yelken yapmış olmama...
Buena Vista konserini önden 5. sırada izlemiş olmama...
Üzüldüm:
Michael Jackson’un ölmesine…
Depeche Mode’un gelememesine…
2009 yazında Kenan Doğulu'yu izleyememiş olmama...
14 Kasım 2007 Çarşamba
12 Eylül 2007 Çarşamba
Çeşme

Meşhur Dost Pide’de pide yedik
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dost+pide
Altınkapı’da dondurma yedik
Akşam da Alaçatı’ya gittik.
Alaçatı gerçekten büyüleci bir yer.
Lal’de harika mezeler yedik, rakı içtik...
Köşe kahvede kocaman bardaklarda kahve içip tadı damağımızda kalan pastalardan yedik.
Çarşıda sakızlı türk kahvesi içtik.
Sanıyorum Alaçatı ile ilgili düşünce ve duygularımı en güzel biçimde tarif eden yazıya ilişkin uzantıyı aşağıda bulabilirsiniz. Yazı çok güzel fotoğraflarla desteklenmiş:
http://www.fotoritim.com/yazi/gelisen-bir-cennet--alacati
Ayrıca Kum Beach ve Granada Beach Club’ta da denize girdik.
Kum Beach’i ballandıra ballandıra saatlerce anlatabilirim ama sanıyorum ne kadar büyüleyici bir yer olduğunu anlatmak için size yine birkaç görsel malzeme sunmak en iyisi olacak




Aya yorgi koyunun da denizi görülmeye değerdi doğrusu.



Başka bir akşam da Dalyan Köy’de “Balıkçı Hasan”da balık yedik.
Çeşme çarşı içinde Rumeli Pastanesi’nde sakızlı dondurma yiyip sakız reçeli aldık.
http://www.rumelipastanesi.com/
Çeşme’nin diğer lezzetli adreslerini öğrenmek için:
http://www.hurriyet.com.tr/cuma/7101123.asp?m=1
Çeşme, eşsiz plajları, doğası ve kültürüyle gerçekten tam bir cennet.
16 Temmuz 2007 Pazartesi
Tatil
O kadar yorgunduk ki, kahvaltı bile etmeden doğru yatağa...
Neyse ki yorgunluğumuzu çabuk attık üzerimizden ve Palamutbükü’nde unutulmaz bir hafta geçirdik.
Hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde idi ama keyfimize diyecek yoktu.
Palamutbükü ve çevresiyle ilgili olarak özellikle paylaşmak istediğim bir iki şey var.
Bunlardan birincisi ev yapımı marzipan (acıbadem ezmesi) yediğimiz, votkalı ev yapımı naneli limonata içtiğimiz ve sarhoş olduğumuz bir mekân: Yaka Mengen
Burası aslına sadık kalınarak restore edilen ve muhteşem bahçesi olan bir taş bina. Taş bina diyorum ama adı üstünde burası bir zamanlar zeytinden yağ elde etmek için sıkıldığı yermiş.
Son derece rahat, modern ve konuk sever bir yer. Buyrun bir de kendiniz bakın: http://www.yakamengen.com/
Diğer bir mekân da eski Datça’da Can Yücel sokakta Can Yücel’in evinin yanında bulunan
ve arkadaşlarımız tarafından işletilen bir cafe-restoran: Antik Cafe-Bar.
Geçen sene buraya Onur'un konukseverliği için geliyorduk sık sık. Bu sene ise mekan sevgili Müberra ve Yaşar tarafından işletiliyor. Kendimizi yine evimizde gibi hissettirecek kadar keyifli bir yer.
Üstüne bir de Müberra ve Yaşar’ın konukseverliği eklenince deymeyin keyfimize...
Bir de el sanatları atölyeleri var. Ne yazık ki atölyeyi gezme fırsatmız olmadı ama seneye inşallah diyorum :)
http://www.antikdatca.blogspot.com/
Öğlenleri büyük bir keyifle pide yediğimiz yer de burası: http://www.olgunpansiyon.com/
Kaldığımız yer burası: http://www.bukpansiyon.com/
Gelelim güzelim koya ait bir kaç kare fotoğrafa...


Bir hafta Palamutbükü'nde kaldıktan sonra da Kaş'a geçtik.
Çok sıcaktı çoooook.
Kaşta da Hotel Hideaway'de kaldık. http://www.hotelhideaway.com/turkce/homepage.html
Muhteşem bir manzarası var. Antik tiyatroya ve Meis adasına bakan bir odamız vardı.
Terastan ise "her yer" gözüküyordu.
Kaş'ta yine Bahçe restoran'da akşam yemeği yedik.
Mavi'de oturup bir şeyler içtik. Denizden sonra yorgunluğumuzu Noel baba çay bahçesinde attık.
Ne yazık ki fazla kalamadık, çok sıcaktı.
Buradan Çıralı'ya devam edecektik ama kendimizi yine Ege sahilinde, bu sefer Çeşme'de bulduk.
Çeşmeye gitmeden önce de Kaç'tan bir kaç kare:



Unutmadan söyleyeyim, kalbimizi ve aklımızı tabi ki yine Kaş'ta bırakarak Çeşme'ye doğru yola çıktık
11 Haziran 2007 Pazartesi
Kıyıköy'de bir pazar günü


Karadeniz kıyısındaki bu kasabanın etrafı ormanlarla çevrili olup Pabuçdere ve Kazandere dereleri de Karadeniz'e bu kasabadan dökülmektedir.

Yöre halkının geçim kaynağı balıkçılık ve ormancılıkmış.


01 Haziran 2007 Cuma
Bozburun
Boz taşlar önümüzde
Cebimizde yalnızlık var
Şu dümdüz büyüyen gecede
Tek dostumuz yakamozlar
Kimsesiz koylar ortasında
Her biri başka siyah bu dağların
Güneşi yolladık bütün renklerle
Oyuncağıyız artık alışkanlıkların
En küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü
İçim kıpır kıpır, deniz kıpırtısız
İçim kıpır kıpır, deniz kıpırtı...
Bizi işte Bülent Ortaçgil’in bu şarkısı düşürdü Bozburun yollarına.
Gördüğümüz güzellik şarkının da ötesindeydi...
Marmaris’e 45 km uzaklıkta, 30 yıl öncesine kadar bir balıkçı kasabası olan
kendi halinde, sakin, turisti az ve geçmişiyle barışık bakir bir yer.
Keskin virajlı dar bir dağ yolundan varıdık Bozburun’a (eylül 2004)
İşletmeler son derece mütevazı ve pansiyon sahipleri çok tatlı.
Kaldığımız odada yataktan doğrulmadan bile denizi görebiliyorduk.
Her yer badem ağacı ve begonvil dolu...
Evet belki biraz BOZ bir yer ama kafa dinlemek için son derece ideal.
Selimiye ve Söğüt de muhakkak görülmesi gereken yerler arasında
Kız kumu’na da oldukça yakın sayılır.








